18.7.10

"Hedefli Telesatış"taki Hedef Kimin Hedefi?


Telefonda bir şey satın almak bir çoğumuza pek yabancı olmasa gerek. Aslında bir çoğumuz telefonda alışverişten hoşlanmadığını söylese de, geçmişinde en az bir ürün ya da hizmeti telefonla almış olanların oranı çok yüksektir. Örneğin feribot, konser, sinema bileti, pizza ya da kebap telefonla sıkça satın alınan ürün ve hizmetler arasındadır.

Telefonla alışveriş neden caziptir; çünkü hızlıdır, kişiye özel hizmet ve ürünlere ulaşmak kolaydır (satış merkezine gitmezsiniz) ve çoğunlukla size uygun şartlarla kampanyalı ürünlere erişim sağlar. Örneğin telefonla bir iki pizzacıyı arayıp muhakkak uygun bir kampanya yakalayabilirsiniz. Telefonla arayıp en sevdiğiniz kahve, çay ya da meyvayı yerinizden oynamadan eve yollatabilirsiniz. Telefonunuza cevap vererek o an sevdiğiniz giyim ürünlerinde en büyük indirimleri yakalayabilirsiniz.

Öyle ise bu kadar cazip görünen bir hizmetin itici yanı ne olabilir? Telefonda uygun ürün ve hizmetleri uygun kişilerle buluşturma faaliyetine "Hedefli Telesatış" diyoruz. Hedefli Telesatış'ın sevimsiz hale geldiği nokta içerdiği hedefin yanlış anlaşılmasından kaynaklanmaktadır. Bu satış tekniğinde bahsedilen hedef satışı yapan ekibin kendi hedefi değil, satış yapılacak kişinin kendi hedefi, motivasyonu ve ihtiyacı olmalıdır. Uygun ürün ve hizmetler uygun kişilerle onların ihtiyaçları doğrultusunda buluşturulursa bundan müşterinin memnun olmaması düşünülemez.

Abartılı bir örnek vereyim. Benim kafamda her zaman ufak bir alışveriş listesi vardır. Listedekileri zaman azlığı veya fiziksel mesafe sebebi ile hemen sağlayamayabilirim. Evde çay ve kahve yapmayı severim, çay kahve stoğum tükenmektedir. Traş makinamın solüsyonu bitmek üzeredir. Evde bir adet ufak sehpaya ihtiyacım vardır. Benim ihtiyaçlarımı tahmin edip bu ihtiyaçlara uygun tekliflerle bana ulaşan bir telesatış operasyonu beni üzmez, ancak fazlasıyla memnun edebilir.

Maalesef kötü örnekler de yaşamaktayız. Bunun en belirgin örneğini bankacılık sektöründen vereceğim. Lütfen bankacı arkadaşlarım bana alınmasınlar, en vurucu örnek bu bence, yoksa en kötü uygulama bankacılıkta olduğundan değil... Kredi kartını kullandığım bir banka ile ilişkim sadece kredi kartı üzerinden yürümektedir. Başka banka kredi kartlarını da kullanmaktayım. Genel kullanımım bütün banka kartlarımın bütün bakiyesini her ay ödemek üzerinedir. Fakat sadece kredi kartını kullandığım ve her ay bütün kart bakiyesini ödediğim bu banka beni en seyrek iki ayda bir arayıp, "Krediniz hazır, ister misiniz?" diye sormaktadır. Burada bankaya sorsak kredi almak/vermek ihtiyacı veya hedefi olan kimdir diye, sizce ne diyecektir? Diğer yandan kredi kartına borcum olsa (bütün bakiyeyi her ay ödemesem) acaba banka bu sefer kredi vermek için arayacak mıdır?

Her alanda olduğu gibi bu alanda da kötü uygulamalar genel hizmetin itibarını düşürmektedir. Umarım önümüzdeki günlerde güzel uygulamalar hayata geçer, mevcutlar da iyi yönde geliştirilir.

Sağlıcakla kalın

Engin Utkan

12.7.10

App'lerini soyle sana nasil biri oldugunu soyleyeyim (iPhone & iPad)

iPhone ve iPad'de kullandigimiz uygulamalar istesek de istemesek de hakkimizda cok sey anlatiyor diye dusunuyorum. Benim iki platform icin de ilk 15'im soyle (bazilari ucretli bazilari bedava):

iPhone:
iGO
SplashID
Foursquare
Gezenzi
Turkcell IBB Trafik
Facebook
Tweetdeck ya da Twitterific
WhatsApp
IM+ lite
Skype
PS Mobile (Photoshop Mobile)
Angry Birds
Doodlejump
Paper Toss
Harbor Master Lite

iPad:
iBooks ve/veya Kindle
Zinio
Goodreader
Dropbox
Pulse News Reader
NPR
PS Mobile (Photoshop Mobile)
iDraft
Marvel
Toy Story
Facebook (iPad versiyonu daha cikmadi ama olsun)
Twitterrific ya da Tweetdeck
Air Hockey
Pinball HD
Rhythm Racer (HD)

Sizinkiler neler? Blog'a yorum olarak yazarsaniz sevinirim.

Saglicakla Kalin

Engin Utkan

23.4.10

Müşteri Hizmetleri Çalışanlarına Tavsiyeler

Müşteri Hizmetleri alanında fark yaratmak için ne yapmak lazım? Bu soruyu sık sık kendimize soruyoruz. Ben kendi tecrübelerimden derlediğim bir kaç tavsiyeyi burada sizlerle paylaşmak istedim. İşte fark yaratmak için dikkat edilmesi gereken dört ana madde:
  • İyi dinleyelim, iyi anlayalım
  • Özen / ihtimam gösterelim
  • Uygun çözümler sunalım
  • İçten davranalım
Bunlar söylemesi kolay, anlatması zor, uygulaması daha da zor olan kavramlar. Örneklerle açayım: 



   İlk olarak dinleyelim, anlayalım:
      
      Bundan 5 yıl kadar evvel eşimle birlikte bir arkadaşımızın evine misafirliğe gittik. Arabayı bir tarafı apartmanlarla dolu, diğer kanadı da park olan bir caddeye bıraktık. Tam ben arabayı parkın önüne çekmiştim ki, karşı taraftaki apartmanlardan birinden bir bayan cama çıktı. Bana arabayı başka yere çekmemi söyledi. Neden dedim. Çekmemi istediğini tekrarladı. Sabırsızlanarak neden istediğini açıklarsa çekeceğimi söyledim. “Kızım arabayı kaçırdı, gelince aynı yere park etmesi gerekiyor, yoksa kocam döndüğünde başı belaya girecek” dedi.  Mevcut durumu onun gözünden kavrayınca, benim duygu ve düşüncelerimin nasıl değiştiğini tahmin edebilirsiniz. Arabayı hemen başka bir yere aldım. Umarım o akşam o evde sorun çıkmamıştır.


     Müşteriye özen / ihtimam gösterelim: 
      
      Geçen sene oldukça fazla seyahat ettim. Genelde hep aynı otelde kalıyordum. Otelin müşteri hizmetleri çok yüksek seviyede... Bir gün lokantada yemek yerken diyet kola istedim. Buzlu ve limonlu bir diyet kola. Bayan hazırladığı  bardağı getirdi, masaya koydu. Kolayı bardağa dökerken bir damlası buzun üzerinden sıçradı bardağın yanında duran elimin üstüne kondu. Ben o tarafa bakmıyordum, irkilerek elimi çektim, ne olduğunu anlamaya çalıştım. Servis elemanı çok üzüldü ve özür diledi. Ben kaygılanmamasını, önemli olmadığını söyledim. Bana “Nasıl kaygılanmam, siz benim misafirimsiniz” dedi. Bu anlayışı müşteri olarak hissetmemek ve bundan memnun olmamak mümkün değil tabi…


     Uygun çözümler sunalım: 
      
      Bizim çocukluğumuzda mahalle manavları vardı. Çok güzel, müşteri odaklı hizmet verirlerdi. Hala aynı zihniyet devam ediyor mu bilmiyorum. Manava gidip alışveriş yaptığınızda bir kilo elma, bir kilo armut aldığınızda, manav size muhakkak bir de “çok güzel yemelik portakalım var, ister misin” diye sorardı. Bu satış teklifini kabul ettiğinizde hiçbir zaman pişman olmazdınız, manav hakikatten o anda en güzel ne meyva varsa onu önerirdi.


     İçten davranalım: 
      
      Yine aynı manav örneğinden ilerleyelim. Bazen de manava gidip karpuz istediğinizde “Abi karpuzum var ama sana olmaz, çok güzel değil, sana kavun vereyim.” derdi. Bu davranışın ve içten iletişimin müşteri gözünde sağladığı güveni tahmin edebiliyor musunuz?


      Sağlıcakla kalın
   
      Engin Utkan